genç globan'la alegorik bir yolculuga çıkmaya var mısınız?

Eylül 07, 2011

Globan Yolu - 8


Genç globan aklından bir türlü Kapsüller Ülkesinde gördüklerini çıkaramıyordu. Merulus tünelinin sonunda bütün bedeninde hissettiği büyük çekim halen korkudan titremesine sebep oluyordu. Ya çekime kapılıp lanetli Elvis Gölünün pis kokulu sularını boylamış olsaydı? 
O karanlık tünelleri zihninden silip atmak için silkelendi. Olduğu yerde zıplayarak, çevresinde bekleşen diğer globanları seyrederek vakit geçirmeye çalıştı. Basıncı iyice artan Ak Gölden çıkış saati yaklaşıyordu. Bu sefer kesinlikle Kapsüller Ülkesine gitmeyecekti. İlk seferinde karşısına çıkan yol ayrımlarını iyice bellediğinden bunu başarması güç olmayacaktı.
İsimsiz globan, Ak Gölden ilk çıkanlardan olabilmek için püsküllü kapıya doğru ümitsiz bir hamle yaptı. Ne var ki, karınlarını aynalarla doldurup derilerinin kızılını iyice parlatan globanlar Ak Gölü tamamen doldurmuş, adım atacak yer bırakmamışlardı. Yanından geçerken ittirmek zorunda kaldığı bir globan sinirle durdurdu genç olanı,
“Ne yaptığının farkında mısın? Bu şekilde ittirmeye devam edersen aynalarımızı paramparça edeceksin.”
“Çok özür dilerim, ben sadece kapıya yakın olmak istemiştim.” Sesi oldukça mahcup çıkmıştı. Özrü işe yaramış olacak ki kendisine kızan globan da pişman oldu sert tavrından,
“Sen yeni bir globan olmalısın.” diye söze başladı. “O yüzden seni affediyorum, ama bundan sonra daha dikkatli hareket et. Aynalarımız bizim en kıymetli hazinelerimiz ve hiçbirimiz onlara zarar gelsin istemeyiz.”
“Anladım, efendim. Bir daha olmaz.”
“Neyse, boş verelim bu tatsızlığı şimdi, gelecek emri beklerken bana gittiğin yerlerden bahset.”
Genç globan kendisinden daha yaşlı olan bu meraklı globanın bu isteği karşısında şaşırsa da belli etmedi. Ne de olsa meraklı globan kendisinden daha fazla yer görmüş olmalıydı.
“Şey, ben sadece Kapsüller Ülkesine gittim.”
“Gerçekten mi?” diye heyecanla çığlık attı meraklı globan. “En son görmek isteyeceğim bir konak.”
 “Neden” diye soracaktı genç globan ama ürkütücü Merulus tünelini hatırlayınca vazgeçti.
 “Ben hayatım boyunca oraya gitmemek için elimden geleni yapacağım. Kapsüller Ülkesine gidenler şimdiye kadar hiç güzel şeyler anlatmadılar.”
Genç globan Kapsüller ülkesinde gördüklerinden tedirgin olmuştu ama orada yaşayan ölümlülerin de aynalara ihtiyacı vardı ve ilerleyen zamanlarda yine gideceğine hiç şüphesi yoktu.
“Bana kalırsa size fazla abartılı anlatmış olmalılar. Ben orada bir Efron’la konuştum ve gayet iyi bir ölümlüydü.” diye meraklı globana anlatılanların çok da gerçeği yansıtmadığını ifade etmeye çalıştı.
Söylenilenleri hiç duymamış gibi heyecanla araya giren meraklı globan, hemen en son duyduğu tüyler ürperten hikayeyi anlatmaya başladı.
“Kapsüller Ülkesindeki Elvis Gölünü duymuşsundur, hatta büyük çekim seni de yutmak istemiştir.” dedikten sonra genç globanın söylediklerini onaylamasıyla anlatmaya devam etti. “İşte o lanetli çekimin yuttuğu globanlar Elvis Gölünün iğrenç kokulu sularında son nefeslerini verince herkesin düşündüğü gibi dış dünyaya gönderilmiyorlarmış.”
Anlatılanları duyan birkaç globan merakla yaklaştı. Genç globan, yükselen hayret nidalarıyla dikkati dağılan meraklı globanı devam etmesi için uyardı. Ak Göldeki basınç iyice arttığından her an püsküllü kapı açılabilir ve konuşmaları yarım kalabilirdi.
Dinleyicilerinin çoğalmasından memnun olan meraklı globan acele etmeden devam etti,
“Lanetli Elvis Gölü, ölü globan bedenlerini öğütüp un ufak ediyormuş. Sonra da keskin kokulu Re’lerle birlikte güneş renkli kayalara çeviriyormuş onları.”
Giderek artan şaşkınlık ve korku belirtileri meraklı globanın anlatırken iyice kendinden geçmesine sebep oldu.
“Girdaplar oluşunca da bu kayalar şiddetle birbirlerine çarpıp bütün varlık aleminde çok büyük depremler yaşanmasına sebep oluyormuş.”
Artan uğultu globanların anlatılanlardan oldukça etkilendiğini gösteriyordu. Genç globan anlatılanların ne derece gerçek olduğunu kestiremese de anlatılanlardan etkilendiğini hissedebiliyordu. Biran önce kapının açılmasını diledi. Burada biraz daha kalırsa sinirlerinin iyice gerileceğine emindi.
Meraklı globan ise püsküllü kapının hiç açılmamasını diliyordu. Çevresinde biriken kalabalık bir anda kendisini önemli biri gibi hissettirmişti. Anlattıklarının çoğuna inanmıyor olsa da bunun çok bir önemi yoktu. Önemli olan anlattıklarının diğer globanlar üzerinde bıraktığı etkiydi.
Meraklı globan yaşadığı bu deneyimin tadını çıkarmaya devam etmek için düşüncelerinden sıyrılıp anlatmaya devam etti. Yükselen basınç nedeniyle globanlar tıkış tıkış olmuş, gelecek emri bekliyorlardı.
“Bu depremler globanlar dahil bütün ölümlüleri etkisi altına alıyormuş. Ta ki güneş renkli kayaların dış dünyaya atılmasına kadar.”
Araya giren bir globan itiraz etti.
“Peki neden böyle bir şey yapsın Elvis Gölü? Neden acı çektirmek istesin bütün varlık alemine?
Meraklı globan böyle bir soru beklemediğinden bocaladı önce ama çabucak toparlamasını bildi.   
“Ben nereden bileyim? Bana neden soruyorsun? Kapsüller Ülkesine gittiğinde Elvis Gölüne sorarsın. O lanet gölü boyladığında.”
Soruyu soran globan sorduğuna pişman oradan uzaklaşırken, meraklı globan çok vakti kalmadığını bilerek son sözlerini söyledi,
“Ben sadece duyduklarımı söylüyorum, inanıp inanmamak da serbestsiniz. Ama ben kesinlikle ömrümün sonuna kadar o lanetli Kapsüller Ülkesine gitmemek de kararlıyım.”
Genç globan, anlatılanları, meraklı globanın tavır ve davranışlarını tahlil etmeye fırsat bulamadan Ak Gölün kapısı açıldı. Genç globan da, anlatılanlara inanıp inanmamak da karar verememiş diğer globanlar da, anlatacakları henüz bitmemiş olan Meraklı globan da açılan dev kapıya doğru savruldu. Akıntının önünde savrulan püsküllerden kaçamayan globanlardan yükselen esrik kahkaha sesleri sinir bozucu olsa da hiçbir globan yoldan geri durmadı ve kendilerini bekleyen uzun sefere bir an önce başlamak için heyecanla ileri atıldı.
Genç globan bu seferde nelerle karşılaşacağını bilmiyordu ama her geçen saniye daha çok deneyim kazanıyor olmanın vermiş olduğu heyecanı iliklerine kadar hissediyordu.
Kapıdan geçtikten sonra yine yüreğinin sesi gideceği ülkenin neresi olacağını belirleyecekti. İleride kendisinde tavsiye isteyecek genç globanlara vereceği ilk öğüt yüreğinin en derinlerinde filizlenmişti,
           “Yüreğinin götürdüğü yere git.”