“Genç globan isminin ne olduğunu bilmiyordu.”
Bu önemli detay daha önce neden aklına gelmemişti acaba. Şimdiye kadar kimseyle konuşma fırsatı bulamayacak kadar genç olmasından olabilirdi belki de.
“Acaba diğer globanların isimleri var mı?”
Çekinerek, yaşlı olduğunu kırışmış ve kararmış derisinden anladığı bir globana yaklaştı.
“Afedersiniz, size bir soru sorabilir miyim?” Heyecanı gergin derisinde zor fark edilir bir titremeye neden olmuştu.
“Tabi sorabilirsin genç” dedi yaşlı globan. “Ama acele etmezsen sorunu soramadan birazdan verilecek emre itaat edip salonu terk etmek zorunda kalacağız.”
Genç globan utanarak kısık sesle sordu sorusunu,
“Şey, ben ismimi bilmiyorum.”
Genç globanın yaşamının ilk çağlarında olduğunu gösteren parlak kıpkırmızı derisi yaşlı olanını çok eski zamanlara götürdü. Kısa bir dalgınlığın ardından gülerek yaklaştı genç globana,
“Biz globanların ismi olmaz.” dedi, “ama çok istersen bir isim koyabilirsin kendine.”
“Ama nasıl olur? Bu kadar globan birbirini nasıl tanıyor. Nasıl birbirlerini diğerlerinden ayırt edebiliyorlar?”
Gencin masum sorusu yaşlı olanı gülümsetmişti. Kendisinin de bu kadar saf olduğu ve derisinin göz alıcı kırmızısının gören bütün globanları kıskandırdığı zamanları hatırladı. Varlık aleminde henüz hiçbir yer görmemiş olduğu ve var olan her şeyin kendisi için var olduğunu düşündüğü zamanlardı o zamanlar.
Emrin geleceği giderek yükselen basınçtan anlaşılıyordu. Yaşlı globan aceleyle cevapladı,
“Hiçbir globan bir diğerini tanımak zorunda değil.” dedi.
Emrin habercisi basınç iyice artmıştı. Yaşlı globan basıncın etkisiyle birbirlerine sokulan diğer globanların arasında genç globanı kaybetmemek için iyice yaklaştı.
“Sadece arkadaşlar edinebilirsin kendine ama onları ne zaman kaybedeceğini bilemezsin. O yüzden en iyisi hiç arkadaş edinme. Bu tavsiyemi unutma sakın.”
Hepsi ilk bakışta birbirinin aynıymış gibi görünen milyonlarca globan arasında kaybolan yaşlı globanın söylediklerini anlamaya çalışırken vücudunun bütün zerrelerinde hissetti gelen emri. İsmi “Kara Göl” olan bu salonu terk edip uzun yolculuğuna başlamalıydı artık.
Globanların giderek artan hareketliliği de seferin başlangıcı için heyecanlandıklarının en güzel göstergesiydi. Emrin en şiddetli şekilde hissedileceği ana kadar nefesini tutmak istedi. Bir yandan da isminin ne olabileceğini düşünüyordu. Heyecandan mı, gençliğin vermiş olduğu cehaletten mi, ilk seferin yaklaşmasıyla artan korkusundan mı bilinmez bir türlü güzel bir isim bulamıyordu. Sinirlerinin iyice gerilmiş olduğu bir anda yaşı kemale ermiş bir diğer globan yaklaştı.
“Biraz önce yaşlı globanla konuştuklarınızı duydum.” dedi umursamaz bir tavırla. “Benim de bir ismim yok ama hayat tecrübem var. Bu kesinlikle daha önemli. Yani tecrübe sahibi olmam bir ismim olmamasından daha çok şey ifade ediyor benim için.”
Genç globan anlamadı söylenilenleri ama nefesini tutmaktan vazgeçti ismi olmayan bu globanı dinlerken.
“Ama tabi sen bir ismin olmasını isteyebilirsin, bu en doğal hakkın. Fakat bunun kimsenin umurunda olmayacağını söylemek zorundayım.”
Niye şimdi tam da ilk seferine çıkacakken böyle huysuz bir globanla karşılaşmıştı k? İçinden hayıfla meydan okurcasına söylendi.
“Sen ne söylersen söyle benim bir ismim olacak. İsmim olmazsa neye yarar ki bir globan?”
İsimsiz globan biraz sonra kaçıncısı olduğunu çoktan unuttuğu yeni seferine çıkmak için hazırdı. İlk zamanlardaki hevesi kaçmış sadece bir rutini tekrar edenlerin gevşekliğiyle basıncın en yüksek seviyeye ulaşmasını bekliyordu. Vücudundaki gerginlik arttıkça artık eskisi kadar dinç ve zinde olmadığının daha iyi fark ediyordu. Söylediklerinden hiç de hoşnut olmadığını anladığı genç globana son kez seslendi. Onu bir daha görmesinin mümkün olmadığını gayet net biliyordu.
“Şimdi çıkacağın sefer büyük sefere bir ön hazırlık. Her globan iki çeşit seferi sürekli tekrar eder. Biri küçük diğeri büyük bu iki sefer, varlık aleminin, devamlılığı için olmazsa olmazlarındandır. Küçük seferde karnındaki madenlerin her birine dört büyük parlak ayna yapışacak ve büyük seferde ulaşacağın konaklarda bu aynalarla hayat olacaksın ışığını kaybetmeye başlayan ölümlülere.”
Artan hareketlenmeyle birlikte kendisinden uzaklaşmaya başlayan genç globana sesini duyurmak için bağırmaya başladı.
“Delikanlı, çıktığın bu seferi belki yüzlerce kere tekrar edeceksin. Ama şunu bil ki ilk yedi seferinin diğerlerinden çok daha önemli ve değerli olduğunu çok zaman sonra fark edeceksin. Tecrübe dedim ya, ben bunu tecrübe ettim işte. Sakın aklından çıkarma, yedi seferin her birisinde farklı bir yol denemelisin. Bu yolculukta her yol seni ayrı bir konağa götürür, birbirinden çok farklı özelliklere, fıtratlara sahip ölümlülerle dolu konaklara. Sadece gençken kendinde yeni yolları denemek için gerekli heyecan ve enerjiyi bulabilirsin. Yaşlanınca artık akıntı nerede daha kuvvetliyse senin yolun da orası olur. Dediklerimi sakın unutma.”
Milyonlarca globanın artık neredeyse iç içe geçmiş olduğu Kara Göl’de basınç o kadar yüksekti ki oluşacak en küçük bir boşluktan dışarıya globanların son sürat fırlaması an meselesiydi. İsmi olmayan globan son bir gayretle genç olana seslendi,
“Gerçekten isminin olmasını çok istiyorsan bu yedi sefer sonrasında isim seç kendine.”
Sözünü bitirir bitirmez salonda büyük bir gürültü koptu. Açılan kapılardan birbirinin aynı milyonlarca globan dışarıya atıldı. Hepsi midelerinde taşıdıkları değerli madeni, varlık aleminin dört bir ucuna ulaştıracakları aynalarla süslemek için birbirleri ile yarışıyorlardı adeta. Midelerindeki maden, derilerinin parlak kırmızı renginin en güzel tonuyla açığa çıkasını sağlıyordu.
Kalabalığın arasında, ismini yedinci seferinin sonunda seçmeye karar vermiş olan genç globan da büyük bir gayretle ilerlemeye başladı. Midesini son haddine kadar doldurmuştu. Gideceği konaklarda karnındaki madenlerle taşıyacağı aynaları dağıtarak varlık aleminin devam etmesi için gerekli olan bu görevini eksiksiz yerine getirmiş olmak istiyordu.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder