genç globan'la alegorik bir yolculuga çıkmaya var mısınız?

Ağustos 28, 2011

Globan Yolu - 3



Sarı peltenin içinde koca iplik yumağını kustuktan hemen sonra büyük kardeşleri sitanlar ve küçük kardeşleri lantillerin doğumlarını hayretler içerisinde izlemişti.
Sitanlar çeşit çeşitti. Globanlar gibi birbirlerine çok benzemiyorlardı. Bir kısmı benekliydi ve karınlarında kocaman iki kütle taşıyorlardı. Benekleri diğerlerine oranla küçük olan bu tür sitanlara Sinofil denildiğini hatırladı genç globan. Sinofiller globanlardan cüssece daha iri görünüyorlardı ve varlık aleminde şiddetli depremlerin oluşmasına yol açan Paratinoid’lerle savaşmak için her türlü teçhizatla donatılmışlardı.
Bir diğer benekli sitan grubu koca benekli Ofillerdi. Ofillerin karınlarında da şekilsiz bir yumru vardı ve nüfusları en seyrek olan Sitanlar bunlardı. Kocaman ağızlarıyla görenleri dehşete düşürüyorlardı ve varlık aleminde en ücra karanlık kuytulara kadar ulaşıp ölümlülerin, artık hayat taşımayan cesetlerini ve dış dünyadan gelen istilacıları canlı canlı yok etmek için programlanmışlardı.      
Benekli olan diğer sitan grubu Narofil’lerdi. Narofiller Sitanların neredeyse yüzde doksanını oluşturuyordu ve sarı peltede globanlardan sonra en fazla Narofiller üretiliyordu. Onların da Ofiller gibi kocaman birer ağzı vardı ve varlık alemine gerçekleştirilen istilalara karşı çok önemli görevler üstleniyorlardı. Varlık aleminin en büyük düşmanlarından olan istilacı Tarolar ve Aktaların nüfusları  artınca ve benekli Ofiller canla başla onları ya yok ediyor ya da dış dünyaya kovuyorlardı.
Bir de beneksiz sitanlar vardı ki, onlardan Ofsitler globanların yoluna çok çıkmadıklarından onlar hakkında çok bilgileri yoktu. Sarı peltede üretildikten sonra varlık aleminde çok farklı bir boyuta geçiyor, karanlık, karışık labirentler dünyasında varlık aleminin dış dünyadan gelen istilacılara karşı savaşında strateji yöneticileri oluyorlardı. Aralarında Taro ve Aktalar tarafından işgal edilmiş ölümlü varlık alemi sakinlerini, acımasızca yok eden katiller grubu da vardı. Globanlar arasında ofsitlerin karınlarının vücutlarının büyük bir bölümünü oluşturduğuna dair söylentiler vardı. Genç globan, Ofsitlerden görebilmek için çok çaba sarf ettiği halde henüz bir tanesine bile rastlamamıştı.   
Sonuncu sitan grubu ise Onsitlerdi. Benekleri olmayan bu sitanlar koca ağızlarıyla zaman zaman Ofisitlerin yaşadığı karanlık labirentler dünyasına gidiyor, orada devasa boyutlara ulaşarak varlık aleminin en acımasız katillerine dönüşüyorlardı. Dev Onsitler, labirentlerdeki dehşet saçan görüntüleriyle varlık alemi sakinleri tarafından Ofraj ismiyle anılıyorlardı.
Sitanların haricinde globanların bir de lantil adlı küçük kardeşleri vardı. Lantiller globanlarla birlikte bütün varlık alemini tünellerde dolaşıyor ve görevlerini bekliyorlardı. Lantiller yaşamla ölüm arasında bir boyutta varlıklarını devam ettiriyorlardı. Varlık aleminden dış dünyaya istenilmeyen bir kaçak oluşması durumunda, bu kaçağı tıkamak lantillerin göreviydi. Hızla dış dünyaya doğru atılan globan ve sitanların önüne birer set oluyorlar, böylece varlık aleminin sürekliliği adına önemli bir rol oynamış oluyorlardı. Lantillerin yokluğunda dış dünyaya açılacak küçük bir kaçak bile varlık aleminin sonu olabilirdi.
            Genç globan bunları düşünürken çoktan Ak Göle yaklaşmıştı. Bu sefer girişteki beyaz püsküllere çarpmamaya gayret gösterecekti. Ak Gölden sonra asıl yolculuğu başlayacaktı. Varlık aleminde yaşayan milyonlarca ölümlüye karnındaki madenlerin tardımıyla hayat kaynağı aynalar taşıyacaktı. Yakınından süratle geçen globanlar, Sinofiller, Narofiller ve az sayıda Ofiller bu ilk büyük sefer öncesinde genç globanın heyecanını artırıyordu.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder