İsminin olmadığı aklına gelince genç
globan kendi kendine bundan sonra varlık aleminin her karışını gezerken büyük
bir dikkatle gözlem yapması gerektiğini düşündü. Bu şekilde bilgi hazinesini
genişletecek ve gelmiş geçmiş en güzel ismi bulabilecekti.
Büyük Ak Göle girişte heyecanını tarif etmeye
kimsenin gücü yetmezdi. Gelecek büyük emri beklerken zamanın nasıl geçeceğini,
çıkıştaki beyaz püskülleri atlattıktan sonra önüne çıkacak yolları neye göre
seçeceğini düşünmeye başladı. Beklerken zaman geçmek bilmiyordu bir türlü.
Yanına sokulan yaşı ilerlemiş bir globanı, dibine kadar sokulunca ancak fark
etti.
“Genç, ne düşünüyorsun?” Munis sesi, isimsiz globanın içini okşadı.
“Düşünüyorum.”
“Ne düşünüyorsun? Bu varlık alemine neden geldiğini mi?”
“Yok, sadece buradan çıktığımda hangi yolu seçeceğime nasıl karar vereceğimi düşünüyordum.”
“Kolay.” dedi yaşlı globan. “Akıntı seni nereye savurursa oraya git. Neden gittiğini, gidince ne ile karşılaşacağını düşünme ki seçimlerini yargılamak zorunda kalmayasın.”
“Ama,” diye itiraz etti genç globan. “Daha önce başka bir globan seçimlerime dikkat etmem gerektiğini söylemişti. Yaşlanınca istesem de güç yetiremezmişim gençken yapabileceğim şeylere.”
“Sen bilirsin.” Yaşlı globanın pişmanlık taşıyan sesi titrek çıkıyordu. “Ben gençken hayallerimin, yüksek ideallerimin peşinden koştum hep, ne var ki hiçbir şey planladığım gibi olmadı. Bunu ancak şimdilerde anlıyorum.”
Ak Gölün içinde artan basınç sefere çıkma zamanının geldiğini bildiriyordu. Büyük salonun düz olmayan kalın duvarları yavaşça birbirlerine doğru yaklaşmaya başlamıştı. Basınç en yüksek seviyeye ulaşınca bütün globanların, sitanların ve lantillerin bedenleri şiddetle gerilecek ve ortama bomba gibi düşen sesle sefer başlayacaktı. Yaşlı globan anlatmaya devam etti.
“Ama belki de o globan haklıdır. Ben hep planlar yapıp da planlarımın benim arzu ettiğim şekliyle gerçekleşmemesiyle hayal kırıklıkları yaşadım. Sen eğer anı yaşayıp kararlarını olayların akışına göre dikkatli bir şekilde verirsen belki de geleceğin benimkinden daha parlak olur.”
Şimdiye kadar sadece dinlemekle yetinen genç globan iyice gerilen kızıl derisini rahatlatmak için olduğu yerde kıpırdadı. Yaşlı globanın söyledikleri, düşünce dünyasında daha önce hiç var olmamış soru işaretleri oluşturmuştu. Bakışları açılacak püsküllü kapıda yaşlı globanın söylediklerini düşünüyordu.
Karar vermek ya da seçim yapmak bu kadar önemli miydi bir globanın hayatında? Yani bir tünelden değil de herhangi bir başkasından gitmiş olmak bu kadar etkiler miydi varlık aleminde olacakları?
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder